Her Şeyi Değiştiren O Yağmurlu Gece
Umut Çocuk Yuvası
Soğuk ve sırılsıklam bir gecede, Rıza Bey’in eski kamyoneti kasabanın dışındaki Umut Çocuk Yuvası’nın yakınlarında bozuldu. Sadece telefon etmek için içeri girdi. Ancak yardım çağırmak için numarayı çeviremeden başka bir ses duydu.
Ağlama sesi. Bir değil. Pek çok bebek.
Sesi takip ederek loş bir koridordan geçip dar bir bebek odasına girdi. Yan yana dizilmiş beşik sıraları duruyordu. İçlerinde dokuz kız bebek vardı. Hepsi esmer tenli, hepsinin kocaman kahverengi gözleri vardı ve minik kollarıyla yukarıya uzanıyorlardı. Ağlamaları birbirine karışıyor; biri mırıldanıyor, diğeri feryat ediyor, bazıları huysuzlanıyordu. Odayı dolduran bu koro insanın yüreğini parçalıyordu.
Rıza donup kaldı. Dokuz bebek.
“Onları Ayıracaklar”
Genç bir bakıcı onun şaşkınlığını fark etti. Kısık sesle, kızların gece yarısı bir cami avlusunda, aynı battaniyeye sarılı halde yan yana bulunduğunu anlattı.
“İsimleri yok, bir not yok,” dedi usulca. “İnsanlar birini, bilemedin ikisini evlat edinmeye razı oluyor ama hepsini asla. Yakında onları ayıracaklar.”
Ayırmak. Bu kelime Rıza’ya bir bıçak darbesi gibi saplandı. Gönül’ün sesini hatırladı. Ailenin mirasla değil, seçimle kurulduğuna olan inancını düşündü. Boğazı düğümlendi.
“Peki ya biri hepsini birden almak isterse?” diye fısıldadı.