Güncel Uçak Düştü
Defterin ilk sayfasını açtım.
Sayfalar dolusu yazı… Korkuları, yalnızlığı, geceleri uyuyamaması, okulda kimseye anlatamadığı şeyler. Ama sayfalar ilerledikçe bir şey değişiyordu. Son aylarda yazıları daha umut doluydu. Yeni hayaller, üniversite planları, “annemle bir gün deniz kenarında uzun uzun konuşacağız” gibi cümleler.
Bir sayfada kalem izleri daha bastırılmıştı:
“Anne, eğer bir şey olursa, lütfen bunun sadece benim zayıflığım olduğunu düşünme. Bazen insanlar yardım istemeyi beceremiyor.”
Kutudaki USB belleği bilgisayara taktım. İçinde videolar vardı. Kızım kameraya bakıyordu. Yüzü solgundu ama gülümsüyordu.
“Anne,” dedi ekranda, “eğer bunu izliyorsan, lütfen kendini suçlama. Ama babama kızabilirsin. Çünkü ben ona söyledim. Yardıma ihtiyacım olduğunu söyledim. ‘Abartıyorsun’ dedi. ‘Gençlik bunalımı.’”
Nefesim kesildi.
Bir sonraki videoda sesi daha sakindi:
“Eğer bir gün bu evde dayanılmaz bir sessizlik olursa, bil ki ben seni hep sevdim. Ve senin beni gerçekten gördüğünü biliyordum.”
Son olarak ses kayıt cihazını çalıştırdım. O günkü ses… Ambulans… Karmaşa… Ve eşimin sesi:
“Büyütmeyin, kendine gelir.”
Cihaz elimden düştü.
O an her şey birleşti. Aceleyle eşyaları atmak istemesi. Odayı kapattırması. Suskunluğu. Kızım yalnız değildi. Ama duyulmamıştı.
O akşam kutuyu alıp salona çıktım. Eşim bana baktı. Yüzündeki ifade değişti.
“Buldun mu bir şey?” dedi.
Kutuyu masanın üzerine koydum. “Evet,” dedim. “Kızımızın sesini.”
Bir şey söylemek istedi ama sustu. USB’yi televizyona taktım. Video oynadı. Kızımız konuşurken eşimin yüzü çöktü. İlk kez ağladığını gördüm. Ama bu artık önemli değildi.
O gece karar verdim.
Kızımın odası boşaltılmadı. Olduğu gibi kaldı. Ama sadece bir anı odası olarak değil… Bir farkındalık alanı olarak. Defterini bir psikoloğa verdim. Videolarını bir derneğe. Başka anneler, başka babalar duysun diye.
Ve ben artık biliyorum.
O not bir veda değildi.
Bir uyarıydı.
Kızım gitmişti. Ama sesi, başka hayatlarda yankılanmaya devam edecekti.

Bunlar da İlginizi Çekebilir