Boğazım düğümlendi.

Sonra kızım bana döndü.

“Anne, babamın mektupta söylediği şeyi şimdi anlıyorum.”

“Neyi?”

“İnsanın geride ne kadar para bıraktığı değil, kaç kişinin hayatında bir iz bıraktığı önemliymiş.”

O anda Cem’in ölümünden sonra ilk kez içimde yalnızca acı yoktu.

Bir çeşit huzur da vardı.

Eşim bana yıllarca sakladığı bir gerçekle büyük bir kırgınlık bırakmıştı.

Ama kızımıza farkında olmadan çok daha büyük bir miras bırakmıştı.

Merhameti.

İdil saçlarını yeniden uzattı.

Gökçe’nin tedavisi aylar sonra olumlu sonuç verdi ve hastalığı gerilemeye başladı.

Biz de Derya’yla kaybettiğimiz yılları yavaş yavaş telafi ettik.

Bazen hâlâ Cem’e kızıyorum.

Keşke bana her şeyi kendisi anlatabilseydi.

Keşke o okul odasındaki dosyaya hiç ihtiyaç kalmasaydı.

Ama artık şunu biliyorum:

Kızım o gece banyoda saçlarını keserken yalnızca hasta bir arkadaşına peruk yapmak istememişti.

Farkında olmadan babasının yarım bıraktığı bir iyiliği tamamlamıştı.

Ve Cem’in ölümünden sonra dağıldığını düşündüğüm ailemiz, kızımın yere düşen birkaç tutam saçı sayesinde yeniden birbirini bulmuştu.

Bunlar da İlginizi Çekebilir