İhsan 45 yaşların ünlü bir doktordu, alanında uzman bir isimdi. Kendine özel bir muayenehanesinde sadece özel hastalarla ilgilenirdi, zira muayene ücreti zenginlerin dışında kimsenin ödeyebileceği seviyelerde değildi. İhsan parayı çok sever, parası olmayan hiçbir hastayı da kolay kolay muayene etmezdi. İhsan sadece ülke içerisinde değil yurt dışında da birçok ödül almış, uluslararası tanınırlığı olan bir doktordu.

Bir gün ünlü doktor İhsan, uluslararası bir konferansa katılmak için havaalanına doğru yola çıktı. Bu konferans onun tıp alanında eşsiz bilimsel başarıları ile tamamlanacaktı. Havaalanına gelip uçağa bindi, uçak havalandıktan kısa bir süre sonra uçakta aniden bir duyuru yapıldı. Duyuruda uçakta bir hasarın çıktığı ve zorunlu olarak en yakın havaalanına inileceği söyleniyordu.
DEVAMI DİĞER SAYFADA

Uçaktan inerken baş hostes yaptığı duyuruda 16 saat sonra aynı istikamete uçuşun gerçekleşeceğini söylemişti. Doktor ihsan için bu çok kötü olmuştu, zira katılması gereken konferans zaten 6 saat sonra başlayacaktı.

Uçaktan indikten sonra doktor hemen havaalanındaki danışmaya gidip, onlara kendisinin çok meşhur bir doktor olduğunu her dakikasının çok önemli olduğunu 16 saat bekleyemeyeceğini ve başka bir uçağa binmek istediğini söyledi.

Görevli “Efendim eğer işiniz bu kadar acele ise hemen araba kiralayıp gidebilirsiniz. Buradan oraya gitmeniz 3 saatten fazla sürmez” diye cevap verdi. İhsan memnuniyetsiz bir şekilde araba kiraladı ve yola koyuldu. Yolda giderken birden hava değişti ve şi-d-d-etli bir yağmur bastırdı. Önündeki yolu görmesi iyice zorlaşmıştı. 2 saat geçtiğinde yolunu kaybettiğini anladı. Acıkmış ve çok yorulmuştu. Birazdan karşılaşacağı ibretlik olaydan habersiz konaklamak için bir yer aramaya başladı.

Konaklama için bir yer aramaya başladı ve sonunda küçük bir ev gördü karşısında, önünde durup kapısını çaldı. Yaşlı bir kadın sesi geliyordu içerden, “Kim geldiyse içeri buyursun kapı açık.” Doktor içeri girdi ve oturan yaşlı kadından telefonu kullanmak için izin istedi.

Kadın gülerek “Hangi telefonu oğlum, nerde olduğuna bakmıyor musun?! Burada ne telefon var ne de elektrik. Sen geç dinlen güzelce, sıcak çay var orada, bir fincan al iç, sofradaki yemeklerden ye dilersen. Gücün kuvvetin yerine gelirse yoluna devam edersin.”

Doktor bir yandan yaşlı kadınla konuşuyor bir yandan da göz ucuyla etrafı inceliyordu. İçi çok rahat değildi, zira fakir bir aile evi olduğu her halinden belli bir yerdi burası, burada biraz bekleyip, hava düzelir düzelmez yoluma devam ederim diye geçirdi içinden ve çok hoşnut olmasa da yaşlı kadının gösterdiği sandalyeye oturdu. Yaşlı kadın tekerlekli bir sandalyedeydi, büyük ihtimalle de yürüyemiyordu. Bir yandan sıcak çaydan yudumlarken bir yandan da kadını ve içinde bulunduğu evi tanımaya çalışıyordu.

Kadın tekerlekli sandalyesinde olduğu halde namaz kılması gerektiğini söyleyip yönünü çevirdi ve namaza durdu. İhsan daha önce mealinden de olsa Kuran’ı bir tamamen okumuş olsa da o yaşına rağmen doğru dürüst namaz kılmamıştı. Kadının engelli olmasına rağmen böyle gayretli bir şekilde namaz kılma arzusu İhsan’ı utandırmıştı.

Yaşlı kadın tekerlekli sandalyesinde kıldığı namazını bitirip, duasını yaptıktan sonra doktor ihsan bu iyi yürekli hanım efendiye teşekkür etti. Sonra birden yaşlı odanın köşesinde yatakta hareketsiz bir şekilde uyuyan bir çocuk dikkatini çekti
Kadın onu sallıyordu, İhsan kadına yaklaştı ve “Anacığım, Allah’a yemin olsun ki cömertliğin ve güzel ahlakınla beni utandırdın, umarım Allah senin bütün dualarını kabul eder” dedi.

Kadın “Oğlum, Allah benim bir duam hariç bütün dualarımı kabul etti” dedi. İhsan “Nedir bu dua?” diye sordu. Yaşlı kadın “Bu benim torunum yetim ve öksüz yavrucak çaresiz bir hastalığa yakalandı. Doktorların hiçbiri tedavi edemedi ve bana sadece dünyaca ünlü İhsan adından bir doktorun tedavi edeceğini söylediler.

Doktor buradan çok uzakta yaşıyor, ayrıca çok yüksek paralar istiyormuş. Benim de oraya gidecek ne gücüm ne de param var. Torunumun ölmesinden çok korkuyorum. Allah’a işimi kolaylaştırması ve bana yardım etmesi için dua ettim” diye cevap verdi.

Doktor İhsan ağlayarak “Anneciğim senin duan uçağın arıza yapmasına, şimşeklerin çakıp yağmurun yağmasına sebep oldu. Allah beni seni ta kapına kadar sürükledi” dedi.

Sonra “Kullarım sana beni sorduklarında bilsinler ki şüphesiz ben yakınım, bana dua ettiğinde dua edenin duasına karşılık veririm, şu halde davetime gelsinler ve bana iman etsinler ki doğru yolu bulmuş olsunlar” ayetini hatırladı.

Doktor İhsan çocuğun kendi hesabında olan parası ile çocuğu ameliyat edip, tedavi etti. Yetim çocuk duanın bereketi ile şifa bulmuştu. İşte Allah u teala mümin kullarını elindeki en güçlü duayı sebep kılar. Allah’tan daha büyük ve daha cömert kim olabilir.

Bunlar da İlginizi Çekebilir