"Başardık mı?"
Elini tuttum.
"Başardık."
Ama hayatın bizim için hazırladığı başka bir sınav vardı.
İki ay sonra Barın'ın durumu ağırlaştı.
Bir gece hastaneden aradılar. Doktorlar hemen gelmemi istiyordu.
Odasına girdiğimde beni görünce gülümsedi.
Elimi uzattım.
"Birlikte mücadele edeceğimize söz vermiştin."
Barın güçlükle konuştu.
"Ve verdim."
Yastığının altından küçük bir zarf çıkardı.
"Bu, kızımız için. Ama sen de okumalısın."
Zarfı açtım.
İçinde kızımıza yazılmış bir mektup vardı.
Sevgili kızım,
Büyüdüğünde insanların beni başarılı bir doktor olarak hatırladığını duyabilirsin. Ama senin beni ameliyatlarım yüzünden hatırlamanı istemiyorum.
Benim en büyük başarım senin baban olmaktı.
Doğum gününü kaçırdığım için beni affet. Sana ayırmam gereken zamanı bazen başka insanlara verdim. Bunun için çok pişmanım.
Bir gün annen sana bu mektubu verdiğinde bilmeni istediğim tek bir şey var: Hayat sadece ne kadar uzun yaşadığınla ilgili değildir. Ama sevdiğin insanlarla geçirebileceğin zamanı da asla ertelememelisin.
Mektubun son satırını okurken artık gözyaşlarımı tutamıyordum.
Barın o gece hayatını kaybetti.
Cenazesinde Emir ve annesi de vardı.
Küçük çocuk yanıma gelip elimi tuttu.
"Biliyor musun? Doktor amca bana büyüyünce ne olmak istediğimi sormuştu."
Gözyaşlarımı silerek gülümsedim.
"Ne söyledin?"
"Onun gibi doktor olmak istediğimi."
Aradan altı yıl geçti.
Kızımız artık on dört yaşında.
Geçen hafta odasını toplarken babasının mektubunu yeniden okuduğunu gördüm.
Yanına oturduğumda bana dönüp gülümsedi.
"Anne, babamın doğum günümde neden yanımda olmadığını artık anlıyorum. Ama ben büyüyünce sevdiklerimi bekletmeyeceğim."
Ona sımsıkı sarıldım.
Bugün Emir sağlıklı bir genç. Annesiyle birlikte her yıl Barın'ın doğum gününde bizi ziyaret ediyorlar.
Barın'ın anısına kurduğumuz küçük yardım fonu ise maddi imkânları yetersiz çocukların tedavisine destek olmaya devam ediyor.
Bazen hâlâ o salı sabahını düşünüyorum.
Kocama sürpriz yapmak için hazırladığım yemek çantasını, içine koyduğum elmalı turtayı ve çatalının altına bıraktığım küçük notu...
O gün hastaneye gitmeseydim belki de kocamın gerçeğini öğrenmek için çok geç kalacaktım.
Barın'ı kurtaramadım. Ama onunla geçirdiğimiz son ayları korkunun ve sırların arkasına saklanarak değil, birbirimize sarılarak yaşadık.
Ve o gün öğrendiğim şeyi hayatım boyunca unutmadım.
Sevdiklerimize verebileceğimiz en değerli şey, onlar için yaptığımız fedakârlıklar değil, yanlarında geçirdiğimiz zamandır. Çünkü bazen yarın söylemeyi düşündüğümüz bir söz için yarın diye bir gün hiç gelmeyebilir.

Bunlar da İlginizi Çekebilir