Köy yolunun kenarında, her sabah yaptığı gibi sebzelerini dizmişti yaşlı kadın.
Güneş yeni yeni yükseliyor, toprak hâlâ geceyi üzerinde taşıyordu.

Burası onun dünyasıydı.
Yıllardır aynı yerde durmuş, kimi zaman bereket, kimi zaman dua olmuştu.

Derken köy yolunda alışılmadık bir ses duyuldu.
Siyah, gösterişli bir cip yavaşladı… tam önünde durdu.

Arabadan inen adam tezgâha baktı, sebzeleri tek tek süzdü ve hiç pazarlık etmeden konuştu:
“Hepsini alıyorum.”

Cebinden çıkardığı para yaşlı kadının nefesini kesti.
Bu para, aylarca kazandığından bile fazlaydı.

Ama kadın başını iki yana salladı.
“Olmaz,” dedi.
“Ben sadaka almam. Emeğimin karşılığını alırım.”

Adam tam gidecek gibiyken durdu.
Bir an kadının yüzüne dikkatle baktı.

Ve o an söylediği cümle…
Her şeyi değiştirdi.

Adamın sesi bu kez daha yumuşaktı.
“Hatice teyze…” dedi.
“Annem seni çok anlatırdı.”

Yaşlı kadının dizleri titredi.
Ellerini tezgâha dayamak zorunda kaldı.

“Benim annem,” diye devam etti adam,
“Yıllar önce bu köyden giden Ayşe.”

O isim…
Hatice teyzenin kalbine ağır bir taş gibi düştü.

Ayşe…
Gençliğinde yanından ayırmadığı, ekmeğini paylaştığı, sonra bir gün sessizce köyden giden Ayşe.

Gözleri doldu.
“Yaşıyor mu?” diye fısıldadı.

Adam başını eğdi.
“Hayır,” dedi.
“Gitmeden önce hep seni anlattı.
‘Hatice teyze olmasaydı ben hayatta kalamazdım’ derdi.”

Yaşlı kadın o an anladı…
Bu yol sadece arabaları değil, yarım kalmış hayatları da geri getiriyordu.

Adam cebindeki parayı tekrar çıkardı.
“Bu sadaka değil,” dedi.
“Bu annemin sana olan borcu.”

Kadın bu kez itiraz etmedi.
Parayı aldı ama paraya değil, hatıralara baktı.

Gözlerinden yaşlar süzüldü.
“Demek o kız çocuğu…” dedi,
“Büyümüş, adam olmuş.”

Adam gülümsedi.
“Sayende.”

Cip uzaklaştığında köy yolu yine sessizdi.
Ama Hatice teyzenin kalbi artık eskisi gibi değildi.

Çünkü bazen…
İyilik yıllar sonra geri döner.
Hem de insanın en savunmasız olduğu anda.

Bunlar da İlginizi Çekebilir