Kocam bacağındaki kırık nedeniyle hastanede yatıyordu, yan odada ise benzer bir sakatlık yaşayan yaşlı bir teyze vardı: Ona çok acıdım ve günde üç kez yemek taşımaya başladım 😢
Taburcu olmadan hemen önce yaşlı kadın aniden elimi kavradı ve kulağıma fısıldadığı o sözlerle beni gerçek bir şoka uğrattı 😨😱
Sıradan bir Perşembe günü çalan o telefonla dünyam bir anda başıma yıkıldı. Eşimin kaza yaptığını ve acilen travmatolojiye kaldırıldığını söylediler. Nasıl gittiğimi bile anlamadan, her şeyi bırakıp hastaneye koştum.
Yol boyunca kalbim yerinden çıkacak gibi çarpıyordu. Tek bir duam vardı; yeter ki hayatta olsun, beş yıldır ilmek ilmek işlediğimiz yuvamız dağılmasın.
Odaya girdiğimde kocamı yatakta gördüm. Bacağı alçıda, yüzünde morluklar vardı. Hayattaydı ama inanılmaz asabiydi. Bana bir teşekkür bile etmeden su ve yemek istemeye, sürekli sızlanmaya başladı. Kendi kendime "şoktadır, canı yanıyordur" diyerek onu haklı çıkarmaya çalıştım.
Su almak için koridora çıktığımda, duvarda oturan yaşlı bir kadın gözüme çarptı. Başı öne eğik, bacağı sarılı, kimsesizce oturuyordu. Ziyaretine gelen tek bir kişi bile yoktu.
Oğlunun çok uzaklarda çalıştığını ve gelemediğini öğrendim. Hemen o gün ona sıcak bir çorba ve yiyecek hazırlayıp odasına götürdüm.
Yaşlı kadın bana sanki ona yemek değil de bir hazine getirmişim gibi minnetle baktı. Kısık bir sesle teşekkür edip bana "kızım" dedi.
O günden sonra günde üç öğün yanına uğramaya başladım. Sabah kahvaltısını, akşam yemeğini eksik etmedim. Lavaboya gitmesine yardım ettim, ayağa kalkarken ona destek oldum. Bazen sadece yanında oturup eski anılarını anlatmasını dinledim.
Kocam ise gitgide daha çok öfkeleniyordu. Yabancı biri için vakit öldürdüğümü, sadece onunla ilgilenmem gerektiğini söyleyip duruyordu. Her bir lafı kalbimi kırsa da o teyzenin yanına gitmekten vazgeçmedim. Onun yanındayken huzur buluyordum; her küçük yardımım için bana dünyaları vermişim gibi bakıyordu.
Günler bu şekilde geçti. Kocam hep talep etti ve söylendi, yaşlı kadın ise her seferinde sessizce gülümsedi.
Derken, taburcu günü geldi ve oğlu hastaneye ulaştı. Yaşlı kadın gitmeden önce elimi tuttu. Parmakları buz gibiydi ama avucumu beklenmedik bir güçle sıktı. Bana doğru yaklaştı ve kulağıma öyle bir şey fısıldadı ki sırtımdan aşağı soğuk sular döküldü, tüylerim diken diken oldu…devamı diğer sayfada

Bunlar da İlginizi Çekebilir