Gelinim her gün, ama gerçekten her gün, çarşafları değiştiriyordu. Sebep olarak da sadece toz alerjim var diyordu… Ta ki bir gün battaniyeyi kaldırıp altındaki kahverengi lekeleri görene kadar. ����
Oğlum Mehmet, Emine ile evlendiğinde çok mutlu olmuştum. Emine tam anlamıyla kusursuzdu: sakin, nazik, sabırlı… Hiç sesini yükseltmez, her zaman gülümser, ev işlerine yardım eder ve en ufak şey için bile teşekkür ederdi. Herkes bana böyle bir geline sahip olduğum için ne kadar şanslı olduğumu söylerdi, ben de katılırdım.
Düğünden sonra, evimin yanındaki küçük misafir evine taşındılar. Hem kendi alanları olsun istedim hem de bir şeye ihtiyaçları olursa yakında olayım diye düşündüm. Dışarıdan bakıldığında her şey yolundaydı.
Ama sadece dışarıdan…
Zamanla içimi kemiren bir şey fark ettim. Emine her sabah yatağı tamamen soyuyordu. Çarşaflar, yastık kılıfları, nevresimler… Hepsi doğruca çamaşır makinesine. Bazen akşamları bile aynısını yapıyordu. Günlerce, haftalarca. Tek bir gün bile atlamıyordu.
Başta temizlik takıntısı sandım. Ama bir süre sonra bu durum bana normal gelmemeye başladı.
Bir gün, nazikçe sordum:
— Emine, neden her gün çarşaf yıkıyorsun? Kendini bu kadar yorma.
Islak çarşafı sıkarken gülümsedi.
— Sorun değil. Yatak tam temiz olmazsa uyuyamıyorum.
Sesi sakindi ama gözlerinde bir şey vardı… Korku. Ya da bastırılmış bir endişe. Çarşaflar yeniydi, tertemizdi, ortada toz falan yoktu. Üstelemedim ama içime de kurt düştü.
Haftalar geçti, hiçbir şey değişmedi.
Bir Cumartesi, pazara gideceğimi söyledim. Emine’nin arabaya binip uzaklaştığımı görmesini sağladım. Ama gerçekte sokağın köşesine park edip sessizce geri döndüm.
Misafir evine girer girmez keskin, metalik bir koku burnuma çarptı. Kalbim hızlandı. Yatağa yaklaştım, çarşafı kaldırdım…
Ve olduğum yerde donup kaldım.
Yatak, koyu kahverengi, eski lekelerle kaplıydı. Öyle az falan değil… Defalarca olmuş gibiydi. Bir kazayla açıklanamayacak kadar çoktu. Midem bulandı, ellerim titremeye başladı.
Neden yatak bu haldeydi?
Ve Emine bunu neden bu kadar titizlikle gizliyordu?
Tam geri çekilecekken mutfaktan, sanki hiçbir şey yokmuş gibi, yumuşak bir mırıldanma sesi geldi.
O an anladım:
Benim “mükemmel” gelinim çok karanlık bir sırrı saklıyordu.
Ve gerçek…
Hayal edebileceğimden çok daha korkunçtu.
Çarşaf Değiştiriyordu
Her sabah güneşin ilk ışıklarıyla birlikte, evin içinde yayılan taze bir parfüm gibi hissedilen temizlik kokusu, gelinimin titizliğinin bir yansımasıydı. Evin her köşesine sinen bu temizlik, onun hayatına dair bir ipucu veriyordu; o, sadece bir evin değil, ruhunun da temizliğine önem veriyordu. Her gün çarşaf değiştirirken, sanki bir ritüel gerçekleştiriyordu. O an, bir insanın hayatının arka planındaki karmaşayı temizlemek için gösterdiği çabayı düşünmeden edemedim. Doğrusu, sadece toz alerjisi nedeniyle bu kadar titiz olduğunu söylemesi, bu eylemin yüzeyinde kalan bir gerekçe gibiydi. İçsel bir huzur arayışında olduğu, belki de karmaşık düşüncelerini ve duygularını geride bırakmak için bir alan yaratmaya çalıştığı hissini uyandırıyordu.
Çarşaflar, onun için yalnızca bir örtü değil; kendisini yeniden doğurmanın, her gün taze bir başlangıç yapmanın metaforu gibiydi. Ayrıntılar diğer sayfada...Haberin devamını okumak için gorsel üzerınden diğer sayfaya geçiş yapınız.Zamanla, gelinimin her gün çarşaf değiştirmesi yalnızca bir alışkanlık olmaktan çıkıp, evin ruhunu saran bir simge haline geldi. Her yeni çarşaf, geçmişin izlerini silmek, yeni umutlara ve hayallere yer açmak için bir fırsat sunuyordu. Bu basit ama derin eylem, yaşamın getirdiği tüm karmaşaya karşı bir direnişin ifadesiydi. O an anladım ki, bazen bir insanın hayatındaki en küçük ayrıntılar, en büyük anlamları taşır. Böylece, onun odasında geçirdiğim her an, yeni bir bakış açısı kazanmama vesile oldu

Hayatın ne denli karmaşık olduğunu düşündüğümüzde, belki de her sabah yeniden başlayabilme cesareti gösterebilmenin, en değerli erdemlerden biri olduğunu fark ettim. Gelinim, bu basit eylemiyle, sadece tozları değil, hayatın tüm ağırlıklarını da geride bırakarak beni derinden etkilemeyi başardı. Her gün, yeni bir başlangıç için bir fırsat sunan çarşafların ötesinde, huzurun ve umudun var olduğunu hatırlattı. Ayrıntılar diğer sayfada...Haberin devamını okumak için gorsel üzerınden diğer sayfaya geçiş yapınız.



Zamanla, gelinimin her gün çarşaf değiştirmesi yalnızca bir alışkanlık olmaktan çıkıp, evin ruhunu saran bir simge haline geldi. Her yeni çarşaf, geçmişin izlerini silmek, yeni umutlara ve hayallere yer açmak için bir fırsat sunuyordu. Bu basit ama derin eylem, yaşamın getirdiği tüm karmaşaya karşı bir direnişin ifadesiydi. O an anladım ki, bazen bir insanın hayatındaki en küçük ayrıntılar, en büyük anlamları taşır. Böylece, onun odasında geçirdiğim her an, yeni bir bakış açısı kazanmama vesile oldu



Hayatın ne denli karmaşık olduğunu düşündüğümüzde, belki de her sabah yeniden başlayabilme cesareti gösterebilmenin, en değerli erdemlerden biri olduğunu fark ettim. Gelinim, bu basit eylemiyle, sadece tozları değil, hayatın tüm ağırlıklarını da geride bırakarak beni derinden etkilemeyi başardı. Her gün, yeni bir başlangıç için bir fırsat sunan çarşafların ötesinde, huzurun ve umudun var olduğunu hatırlattı.


Gelinim her gün, ama gerçekten her gün, çarşafları değiştiriyordu. Sebep olarak

Bunlar da İlginizi Çekebilir