Sancıyla birlikte… şimdi!”

Zeynep tüm gücünü topladı. Sanki yıllardır biriktirdiği korkular, utançlar, “geri çevrilme” anıları tek bir noktada düğümlenmişti ve o düğümü çözmek için itiyordu. “Haa—!”

Bir çığlık değil, bir hayat sesi çıktı. Ardından, incecik ama net bir ağlama.

“Birinci geldi!” diye bağırdı hemşire. “Kız!”

Zeynep’in gözlerinden yaş boşandı. Doktor, bebeği hızlıca sildi, minik bedeni battaniyeye sardı. “Aferin,” dedi ama söz Zeynep’e değil, sanki bebeğe deydi. “Hoş geldin.”

Hemşire bebeği kenara aldı, oksijen maskesi taktı, minik göğüs hızla inip kalktı.

Zeynep’in sevinci bir saniye sürdü. Çünkü içeride hâlâ iki can vardı ve bedeninin sınırı belli değildi. Doktor yüzünü tekrar ciddileştirdi. “Zeynep, ikinciye hazırlanıyoruz. Arada nefes al, gözüm sende.”

Görevli kadın kenarda telefonuna sarılmış, birilerini arıyordu: “Acil! Koridorda doğum—” Sesindeki titreme, biraz önceki soğukluğun kırıldığını gösteriyordu.

İkinci sancı, birincisinden daha sert geldi. Zeynep’in gözleri karardı. “Ben… yapamam…”

Doktor, Zeynep’in elini tuttu. “Yaparsın. Çünkü daha önce de yaptın. Bunu sadece bedenin değil, kalbin de taşıyor.”

Zeynep “kalbim” kelimesine tutunmaya çalıştı. İtti. Nefes verdi. Bir kez daha itti. Koridorda çıt yoktu; sadece hastanenin uzaktan gelen alarm sesleri, ayak sesleri, bir de Zeynep’in nefesi.

Sonra bir anda, ikinci bebek çıktı. Bu kez ağlama hemen gelmedi.

Hemşire bebeği aldı, hızlıca sırtına hafifçe vurdu. “Hadi yavrum…” Bir saniye… iki saniye…

Zeynep’in kalbi boğazına tırmandı. “Ne oluyor? Lütfen…”

Doktorun gözleri keskinleşti, sesi kısıklaştı. “Stimülasyon. Hazır ol.”

Hemşire bir daha vurdu. Minik beden bir an gerildi ve sonra… bir öksürük gibi bir ses. Ardından güçlü bir ağlama.

“Tamam!” dedi hemşire. “Erkek! Nefes aldı!”

Koridorda bekleyenlerden bir “oh” sesi yükseldi; sanki hastane duvarları bile nefes verdi. Zeynep ağladı, ama gözyaşları bu kez acıdan değil, kurtuluştandı. Doktor, bir an için gözlerini kapattı; kendi içinde bir şeyi bastırdı.

“İki oldu,” dedi sakinçe. “Bir kaldı.”

Zeynep’in yüzü bembeyazdı. “Üçüncü
diye fısıldadı. “Artık gücüm yok.”

Bunlar da İlginizi Çekebilir